Fransa’da Aile Arabuluculuğu

01-08-2018

 

Aile kavramı, toplumların temelini oluşturan en temel birim olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla; Bir toplumun huzur içinde yaşaması için önce ailelerin iç huzuru sağlanmalıdır. Aile hukuku, aileye ait durumları ve aile bireylerinin haklarını konu eden bir hukuk dalıdır. Aile kurumunun korunması, anlaşmazlıkların çözüm için de aile hukukuna başvurulur.

Ülkemizde neredeyse her sorunun mahkemeye taşınmasıyla beraber, özellikle de son yıllarda yargının yükü hiç olmadığı kadar ağırlaşmıştır. Yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada da durum böyle olduğundan yargının iş yükünün ağırlığı ortak bir sorun olarak kabul edilmektedir. Arabuluculuk sistemi ile yargıya yeni bir soluk getirilmiştir. Arabuluculuk, tarafların uyuşmazlıklarını mahkemeye taşımadan, bir arabulucu eşliğinde çözdüğü, gönüllülük ve gizlilik esasına dayalı bir sitemdir. İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmış ve ardından Avrupa’ya yayılmıştır. Türkiye ise arabuluculuk sistemini 2012 yılında yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile uygulamaya başlamıştır.

Fransa, aile arabuluculuğunu 2000’li yıllardan itibaren kullanmaya başlamıştır. Günümüzde bu sistem, yargının içine tümüyle dâhil edilmiştir dolayısıyla; diğer ülkeler için de dikkat çekici ve örnek bir modeldir. Türkiye’de arabulucuların hukuk fakültesi mezunu ve en az 5 yıllık deneyime sahip olma zorunluluğu varken, Fransa’da arabulucuların deneyimli bir hukukçu olmalarına gerek yoktur. Uyuşmazlıklar genelde psikolojik, sosyal ve ekonomik konulardan kaynaklandığı için Fransa’da ki arabulucuların genelde bu alanlarda eğitim almış kişilerden oluştuğu görülmektedir. Ancak tıpkı Türkiye’de olduğu gibi Fransa’da da arabulucu olmak için belirli bir eğitim alınması gerekmektedir.

Fransız hukukunda vatandaşlar mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurabilmektedirler. Mahkemeye başvurdukları takdirde hâkim, tarafları arabulucuya yönlendirme hakkına da sahiptir ve bu arabuluculuk sürecinin ise 6 ayı aşmaması gerekmektedir. Gönüllülük esas olduğundan, taraflar hâkimin arabuluculuğa yönlendirme kararına rağmen arabulucuya gitmeyi reddetme hakkına da sahip bulunmaktadırlar ve bu tarz durumda herhangi bir cezası da yoktur. Sadece kendi aleyhine bir durum oluşturulurmuş olur. Türkiye’de olduğu gibi aile içi şiddet davalarında arabulucuya gitme ve hâkimin arabulucuya yönlendirme gibi bir zorlaması yoktur. Kısacası, aile davalarında arabuluculuk ihtiyari bir süreçtir.

Taraflar, arabulucu görüşmesi sonunda anlaşmaya varabilirlerse kararlarını bir belge dâhilinde mahkemeye sunabilirler ancak aile mahkemesi sunulan belgeyi ayrıntılı inceleme hakkına sahip değildir. Sadece verilen kararların taraflar arasında özgürce alınıp alınmadığına bakmakla yükümlüdür.

 

Kaynak: http://www.adb.adalet.gov.tr/frarb.pdf

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir