Döviz Sözleşmelerinden TL Sözleşmelere Geçis Ve Arabuluculuk – 2

11-10-2018

 

17.09.2018’de paylaştığımız Döviz Sözleşmelerinden TL Sözleşmelere Geçiş Ve Arabuluculuk” başlıklı yazımızda bu yeni uygulamanın hayatımızda yaratacağı değişiklikleri, hangi alanlarda kullanım zorunluluğu getireceğini ve arabulucuların bu konudaki kilit rollerini sizinle paylaşmıştık. Bu yazımızdan sonra 6 Ekim 2018 tarihli resmi gazetede “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” yayınlanmış, her ne kadar uygulamada yaşanacak zorluklar olduğu öngörülse de birçok konuda akıllarda oluşan sorular cevaplarını bulmuştur.

Ancak gerçek ve tüzel kişilerin bu geçişi nasıl tamamlayacağı gündem konusu olmaya devam etmektedir. Bu yazımızda arabuluculuğun bu geçişte taraflara nasıl bir fayda sağlayacağını biraz daha irdelemek; söz konusu değişiklikler kapsamında hayatımızda meydana gelen somut değişikliklerin neler olduğunu bir kez daha incelemek, taraflarca imzalanacak yeni sözleşmelerin hangi şartlara tabii olacağını değerlendirmek, uygulamada bilgi eksikliğinden kaynaklanan olası hatalarda neler yaşanabileceğini kaleme almak istiyoruz.

Unutmadan! Bu değişikliği yapmak zorunda olan kişilerin Türkiye’de yerleşik olma zorunluluğu unsurunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Örneğin Türkiye’de konutu olan ama İtalya’da yerleşik olarak ikamet eden bir kişi konutunun kirasına/satışına ilişkin ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaya devam edebilir. Ama tarafların her ikisi de Türkiye’de yerleşik olsalardı ve söz konusu gayrimenkul örneğin İstanbul’da olsaydı bu kez geçmişte bedelini döviz cinsinden belirledikleri sözleşmeyi TL cinsinde yeniden belirlemeleri gerekecek idi.

Şimdi bu geçişi yapmak zorunda olan kişilerin neden arabuluculuk yolunu tercih etmeleri gerektiğini değerlendirelim. Birçoğumuzun aklına “arabuluculuk” işçi ve işveren uyuşmazlıklarında dava şartı olarak kazındı. Ama arabuluculuk bloğumuzda paylaştığımız birçok yazıda da göreceğiniz üzere sadece işçi-işveren uyuşmazlıklarını değil, birçok konuda yaşanan ihtilafları ortadan kaldırmaktadır. Peki “Döviz Sözleşmelerinden TL Sözleşmelere Geçiş” esnasında arabuluculuk bizim ne işimize yarayacak? Bu soru için verilecek birçok cevabımız var. Ancak en önemli cevabın damga vergisi açısından avantaj olduğunu belirtilebiliriz. 32 sayılık Karar incelendiğinde görüleceği üzere damga vergisi açısından birkaç senaryo karşımıza çıkmaktadır. Hadi gelin bunları örneklerle inceleyelim.

  • Taraflar 32 sayılı karar öncesinde imzaladıkları sözleşmeyi TL cinsine dönüştürmek istediğinde sadece bedeli değiştirebilirler. Bu aşamada sözleşmenin imza tarihindeki kur dikkate alınarak revizesi gerçekleşir ise yeni bir damga vergisi doğmayacaktır. Ancak sözleşmenin imza tarihindeki kur değil de TL cinsine dönüştürüldüğü tarihteki döviz kuru dikkate alınır ise bu kez kur farkından dolayı TL tutar karşılığında bir artış meydana gelecek, bu da damga vergisinin artmasına, yani TL cinsindeki artış üzerinden hesaplanacak yeni bir damga vergisi ödenmesine sebep olacaktır.
  • Diğer bir senaryomuzda ise sözleşmede yer alan diğer şartların değiştirilmesini değerlendirelim. Böyle bir durum söz konusu olur ise 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 14/2 maddesi devreye girecektir. Bu da kanunun yeni bir sözleşme yaptığınızı kabul etmesi, yani size sıfırdan bir sözleşmede meydana gelecek damga vergisini ödetmesi anlamına gelmektedir. Örneğin döviz cinsinden imzaladığınız sözleşmeyi imza tarihindeki döviz kurunu dikkate alarak TL cinsine çevirdiniz; ancak bu değişikliği yaparken kiralanan taşınmazla ilgili ödenecek depozitoda ya da kiralanacak alanın metrekaresinde değişiklik gerçekleştirdiniz. Bu durumda kanun sizin yeni bir sözleşme kurduğunuzu kabul ediyor ve size sıfırdan bir damga vergisi ödeme zorunluluğu getiriyor.

Peki ödenecek bu damga vergilerinin oranları hakkında fikriniz var mı? Arayıbulalım.com olarak hemen size yardımcı olalım. 2018 yılı için kira sözleşmeleri için binde 1,89 (% 0,189); diğer sözleşmeler için binde 9,48 (% 0,948) nispi Damga Vergisi belirlenmiştir. Ancak bu sözleşme revizelerini arabuluculuk yolu ile yapmayı tercih ettiğiniz zaman bu oranlar hiçbir şekilde dikkate alınmıyor; arabuluculuğu tercih ettiğiniz için sadece 58,80 TL damga vergisi ödüyorsunuz. Evet, sözleşmenizi ister 500.000 TL değerinde isterseniz de 5.000 TL üzerinden imzalayın. Arabuluculukta ödeyeceğiniz damga vergisi sadece 58,80 TL’dir. Tabi arabuluculuk sürecinin sadece damga vergisinde sağlanacak menfaat olarak değerlendirilmesi hatalı bir yaklaşım olacaktır. Bu noktada karşı tarafınızla yaşadığınız ihtilafları arabuluculuk masasında gizlilik içerisinde gündeme getirip bu konuda uyuşmazlıklarınızı çözebilme fırsatınız olacaktır.

 

Şimdi gelelim tebliğin detaylarına; düzenleme alım-satım ilişkisinde olduğu gibi iş sözleşmelerine, danışmanlık, aracılık, taşımacılık dahil hizmet sözleşmelerine ilişkin ödeme yükümlülüklerine de uygulama zorunluluğu getirmektedir. Yüksek bedelli avukat danışmanlık hizmetlerindense mahkeme ilamı niteliğinde olan ve çok uygun bedellerle başvurulan arabulucular sözleşmelerin niteliğine olan hakimiyetleri sayesinde sıfır risk ve yapıcı çözüm önerileriyle hukuki açıdan büyük destek sağlayacaklardır.

İş sözleşmelerinde işin yurt dışında ifa edilmesi halinde ise eskisi gibi döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak ödeme yükümlülüğü getirilebilmektedir.

Hizmet sözleşmelerinde ise aşağıdaki hallerde döviz uygulamasının devam edilmesi imkanı mevcuttur.

  1. a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,
  2. b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,
  3. c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri.

 

Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur. Tarafların karşılıklı olarak hak kaybını ve fırsat eşitsizliğini önlemek adına arabuluculara burada büyük görevler düşmektedir. Yeni belirlenecek sözleşme bedellerinde tamamen tarafsız olan, hukuk çerçevesinde durumu ele alan arabulucular uzun vadede tarafların menfaatlerini gözetecek ve ortak vekil gibi görev üstlenerek sulh görüşmeleri ile duruşma ve şikayet prosedürlerine gerek kalmadan bu ara dönemin atlatılmasında önemli rol oynayacaktır.

 

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler de Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirileceğinden yapılan sözleşmeler buna göre düzenlenmelidir. Burada arabuluculuğa başvurulması da keza önem taşımaktadır. Yurt dışındaki şube ve temsilciliklerle yapılan hukuki görüşmelerin maliyeti ve düzenlenip onaylanacak sözleşmelerin masrafı göz önüne alındığında mahkeme ilamı yerine geçen arabuluculuk tutanakları taraflara hem maddi hem psikolojik açıdan külfet gelen birçok sorunu ortadan kaldıracaktır.

Tabii bu aşamayı tek başlarına atlatmaya çalışan vatandaşların olası bir bilgi eksikliği ve hatalı sözleşme yapma ihtimallerinde 3 bin ila 25 bin lira arasında idari para cezasına çarptırılmayı da göz önünde bulundurmalarında fayda var.

 

Tanya Elara Irmak IŞIKTAŞ

 

Döviz Sözleşmelerinden TL Sözleşmelere Geçis Ve Arabuluculuk – 1

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir