Boşanma Davalarında Arabuluculuk

14-08-2018

 

Arabuluculuk, mahkemelere göre sağladığı avantajlar sayesinde son dönemlerde önem kazanan, uyuşmazlıkların çözümü için alternatif bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. İş Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle beraber 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren işe iade davalarında mahkemeye gidilmeden önce arabulucuya gitme zorunluluğu getirilmiştir. Her ne kadar aile arabuluculuğu şu anda ihtiyari bir süreç olsa da, bu konuyla ilgili Adalet Bakanlığı tarafından gerekli düzenlemelere başlanılmıştır.

Bilindiği üzere boşanma, eşlerden birinin veya her ikisinin talebiyle mahkemeye başvurup evlilik bağlarının ortadan kaldırılması sürecidir. Boşanma sürecinde çiftler iletişim kurup ortak noktalarda buluşup anlaşabiliyorlarsa anlaşmalı, karşılıklı anlaşma bir türlü sağlanamıyorsa çekişmeli boşanmaya yönelmektedirler. Adli İstatistiklere göre, Türkiye’de 2016 yılı içerisinde 212.945 adet boşanma davası açılmıştır. Bu davaların 113.892 âdeti “çekişmeli boşanma” davasıdır. İki boşanma türü karşılaştırıldığında, anlaşmalı boşanmada taraflar arası sağlıklı bir iletişim söz konusu olduğundan, anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanmaya göre daha avantajlı bir süreçtir.

Boşanma Davalarında Arabulucu Sistemi Nasıl Çalışır?

Boşanma arabuluculuğu sayesinde çekişmeli bir boşanma davası, anlaşmalı boşanma davasına dönüştürülebilecektir. Zira arabuluculuk esasen iyiye odaklı olup, iki tarafın kaybının da en az olması hedeflenir. Mahkemelerde tek bir taraf daha avantajlı çıkabilmekteyken arabuluculukta her iki tarafta kazançlı çıkar. Arabuluculuk sürecinde son kararı veren taraflardır, mahkemede ise hâkim sizin yerinize kararı vermektedir. Mahkemeye gitmeden önce bir arabulucunun da yardımıyla taraflar isteklerini ve beklentilerini daha rahat bir şekilde dile getirebildiklerinden; mahkemeler tarafından uygun görülen haklardan daha fazlasına sahip olabilirler. Arabulucu eşliğinde belirlenen kurallar ve verilen kararlar, mahkeme sürecini ister istemez hızlandıracaktır.

Boşanma hususundaki ihtilaflarda nelerin arabuluculuk sürecine uygun nelerin uygun olmadığı iyi anlaşılmalıdır. Burada boşanma ve velayete ilişkin hükümler kamu düzeninden kaynaklandığından arabuluculuğa uygun olmadığını belirtebiliriz. Ayrıca aile içi şiddet içeren anlaşmazlıklar da arabuluculuk sürecine uygun değildir. Ancak boşanmaya ilişkin mal rejimi ilgili açılan davalar ile tazminat ve nafakaya ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuk sürecine uygun olup, arabuluculuk yöntemiyle çözüme hızla kavuşturulabilir. Unutulmamalıdır ki boşanma süreci son derece hassas ve düzgün yönetilmesi gereken bir süreçtir. Taraflar zaman zaman ortak iradelerine rağmen mal rejimi gibi konularda inatlaşmakta, bir türlü çözüm üretememekte, bunun doğal sonucu olarak uzun yıllar devam eden yargılamalarla uğraşmaktadırlar. Halbuki bu hususlar arabuluculuk masasında hızla çözüme kavuşturulmakta ve mahkeme huzuruna çıkıldığında herhangi bir ihtilaf olmadan “anlaşmalı boşanma” ile süreç tamamlanmaktadır.

Unutulmamalıdır ki boşanma üzerinde düşünülmesi ve durulması gereken bir karardır. Maalesef bu önemli karar zaman zaman alelacele de alınabilmektedir. Arabulucu eşiğinde yapılan görüşmeler huzurlu bir iletişim ortamı sağladığından taraflarda farkındalık yaratabiliyor. Böyle anlarda durum tespiti yapan ve olayların farkına varan taraflar evliliklerini devam ettirme yönünde karar bile verebilmektedir.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir