Arabuluculuğun Benzeri Mesleklerden Farkı Nedir?

21-02-2019

 

Kanun’da belirtilen hüküm ve sonuçları doğuran bir arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirebilmek için arabulucunun, yine Kanun’da yazılı diğer şartları taşıyan bir hukukçu olması gerekmektedir. Ancak arabuluculuk mesleği, avukatlık, hakemlik, hâkimlik ve uzlaştırmacılık mesleklerinden ayrıdır. Bu meslekleri icra edenlerin tamamı yine hukukçu olmakla birlikte; anılan meslekler, arabuluculuktan farklılıklar taşır.

  1. Arabulucu ve Avukat Arasındaki Farklar

Avukat, hukuki ilişkilerin düzenlenmesi ve hukuki uyuşmazlıkların çözümünde bilgi ve tecrübesini adaletin hizmetine ve kişilerin yararlanmasına sunan kimsedir. “Avukat” uyuşmazlık taraflarından birini temsil eder; onun hak ve menfaatlerinin korunmasına yardımcı olur; dolayısıyla taraflıdır. “Arabulucu” ise uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olur, tarafı temsil etmez; bilakis tarafsızdır. Avukat hukuki bilgisi ile taraflara hizmet sunarken arabulucu, tarafa hukuki açından görüş vermez, yol göstermez. Ancak bu konuda bir ihtiyaç olması hâlinde, ihtiyaç duyan taraflara bir avukata başvurarak yasal tavsiye (legal advice) almalarını önerebilir.

Avukatlık mesleğini icra etmek için, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ndaki şartları taşıyan hukuk fakültesi mezunlarının avukatlık stajını tamamladıktan sonra bir baroya kayıt olmaları gerekmektedir. Arabulucu olabilmek için ise HUAK’daki şartları taşımak ve Arabuluculuk Daire Başkanlığının tuttuğu sicile kaydolmak gerekir. Her bir taraf avukatını seçerken serbestçe hareket edebilirken, arabulucunun seçimi veya hangi usulle atanacağı konusunda tarafların tümünün ortaklaşa karar vermeleri gerekir

  1. Arabulucu ve Hakem Arasındaki Farklar

Hakem, özel hukuk uyuşmazlıklarının yargısal yolla çözümünde yer alır ve tahkim süreci, üçüncü bir kişinin yani hakemin uyuşmazlık hakkında nihai kararı ile sona erer. Hakem, tahkim sürecinde tarafsız olmalı ve yargılamayı idare etmelidir. Arabuluculuk yönteminde de hakem gibi bir tarafsız üçüncü kişiye ihtiyaç vardır; ancak arabulucunun rolü yargılama yapmak ve hüküm vermek değil, tarafların üzerinde anlaşabilecekleri ortak bir çözüm bulmalarına yardım etmektir. Zira arabuluculuk süreci bir yargılama değildir; arabulucu sürecin sonunda tahkimde olduğu gibi nihai ve tarafları bağlayıcı bir karar vermez, sadece süreci yürütür. Bununla birlikte, gerek tahkimde gerek arabuluculukta tarafsız üçüncü kişiyi kural olarak taraflar seçerler. Tahkim yönteminde seçim mümkün olmaz ise atama, bir atama kurumu tarafından yapılır. Gerek hakem kararı gerek arabuluculuk neticesinde elde edilen anlaşma metni, öngörülen diğer şartları taşıması hâlinde (HMK madde 407 vd.; HUAK madde 18/2) icra kabiliyetine sahiptir.

  1. Arabulucu ve Hâkim Arasındaki Farklar

Hâkim, devlet adına yargılama yapıp uyuşmazlık hakkında yargılama yoluyla nihai kararı veren kişidir. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’ndaki şartları taşıyan hukuk fakültesi mezunları, hâkimlik stajının tamamlanması sonrasında atanarak bu mesleği yapabilirler. Hâkim atamaları, devlet tarafından yapılır. Dolayısıyla arabulucu kural olarak taraflarca seçilirken hâkim, devlet tarafından atanmıştır ve yetki, görev ve iş dağılımı kuralları çerçevesinde önüne gelen dosyaların çözümü ile ilgilenir.

Hâkim, meslek ilkeleri gereği tıpkı arabulucu gibi tarafsız bir şekilde uyuşmazlığın çözülmesi için görev yapar. Fakat arabulucudan farklı olarak bu görev, mevcut hukuk kuralları ve delillerden yararlanarak uyuşmazlığı nihai şekilde sona erdirilmeyi kapsar. Hâkimin verdiği karar, taraflar için bağlayıcıdır ve tarafların yargılamanın sonucu üzerinde bir kontrolü yoktur. Arabuluculukta bağlayıcı bir karar elde edilebilmesi ise tamamen tarafların bu konuda anlaşmış olmalarına bağlıdır. Görevi taraflara yardım etmekten ibaret olan arabulucu, yargılama yapmadığı için uyuşmazlık hakkında karar verme gibi bir yetkiye sahip değildir. Sürecin sonucunda nasıl bir karar elde edilebileceği veya bir karar elde edilip edilemeyeceği taraflara kalmıştır.

  1. Arabulucu ve Uzlaştırmacı Arasındaki Farklar

Türkiye’de uzlaştırmacı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kanunda belirtilen suçlar için, mağdur veya suçtan zarar gören tarafın uzlaşma teklifini kabul etmesi üzerine ve fail ile bu kimselerin uzlaştırılması için atanan, savcı, avukat veya hukuk eğitimi görmüş herhangi bir kişidir. Arabuluculukta taraflarca seçilen tarafsız üçüncü kişiden farklı olarak uzlaştırmacı, savcı tarafında görevlendirilir. Uzlaştırma süreci, arabuluculuk süreci gibi gizlidir ve uzlaşma kararı, yine taraf iradesindedir. Uzlaştırmacı da taraflar arasındaki çatışmanın çözülmesine yardımcı olan kimsedir. Fakat uzlaştırma, bir suçun işlenmesi sonucunda ortaya çıkmış ceza hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların hukuki neticelerinin çözümünde kullanılan bir yöntem iken arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde kullanılan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir.

 

Kaynak: Temel Arabuluculuk Eğitimi Katılımcı Kitabı –

Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi Projesi

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir