ARABULUCUDA BULUNMASI GEREKEN TEMEL ÖZELLİKLER

25-02-2019

 

Arabulucuda bulunması gereken pek çok temel özellik vardır. Burada genel olarak tanımlanmış olan bu özellikler, arabuluculuk sürecinin etkinliği için gereklidir ve belli başlıları aşağıda belirtilmiştir. Bunlar, kişilik gelişimine etki eden diğer unsurlarla değişebilmekle birlikte, genel olarak belirli cinsiyet kimliklerine özgü özellikler olarak görülebilmektedir. Bu özellikler, kişinin toplum içerisinde nasıl var olduğuyla / kabul edildiğiyle gelişmektedir. Örneğin; iyi bir dinleyici olma ve duyguları yakalama daha çok kadınlarla özdeşleştirilirken, iyi bir yönetici olma özelliği ise erkek olmakla ilişkilendirilmektedir. Başarılı bir arabuluculuk süreci, tüm bu özelliklerde bir denge oluşturulmasını gerektirir. Bu nedenle, başarılı bir arabulucunun aşağıda sıralanan özelliklerin hangilerinin kendisinde mevcut olduğuna ve hangilerini geliştirmesi gerektiğine ilişkin öz-farkındalığa sahip olması beklenir.

  1. Tarafsız Olmak

Arabulucu tarafsız, önyargısız olmalı ve silahların eşitliği ilkesine uygun davranmalıdır. Tarafsızlık hem arabuluculuğun taraflarına hem de uyuşmazlık konusuna ilişkin olmalıdır. Bir başka ifade ile arabulucu, taraflara eşit mesafede olmalı ve uyuşmazlık konusu üzerinde herhangi bir çıkara sahip olmamalıdır. Tarafsızlık, objektif davranışı kapsar. Arabulucu taraflardan ve uyuşmazlık konusundan etkilenmeden ve taraflarda bu şekilde bir intiba uyandırmadan süreci yürütüp uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olmaya odaklanmalıdır. Bunu gerçekleştirebilmesi için arabulucunun, çatışma veya uyuşmazlık konusunu tarafların olumsuz kişisel özelliklerinden ayırabilmesi gerekir. Bu ise arabulucunun hem kendi değerlendirme biçimlerinin hem de tarafların birbirlerini hangi değerlendirme biçimleri üzerinden değerlendirdiklerinin farkında olmasını gerekli kılar.

  1. İyi bir Dinleyici Olmak

Arabulucu her şeyden önce iyi bir dinleyici olmalıdır; çünkü dinlemek arabulucunun tarafların ihtiyaçlarını ve kararlarını daha iyi anlamasına yardımcı olur. Ayrıca dinlemek, arabulucunun tarafların tümüne eşit mesafede olduğu mesajını verir ve taraflardan birini diğerine tercih etmeyip, yansız kalmayı sağlamış olur. Çok konuşan değil, çok dinleyen, süreci iyi ve doğru bir şekilde yönetebilir. Arabuluculukta tarafların anlaşabilmesinin temeli, sanıldığının aksine, sadece konuşarak değil; aynı zamanda aktif dinleme ile mümkün olacaktır.

  1. Esnek Olmak

Arabulucu, hem esnek düşünebilmeli hem de süreci yürütürken esnek olabilmelidir. Arabulucunun esnek olması demek, değişime ve çeşitliliğe açık olması demektir. Arabulucu, bir tarafın uyuşmazlık konusuna veya bir alt soruna ilişkin durum değişikliğinin etkilerini algılayıp bu değişikliği derhâl gündeminde uygun yere almalıdır. Arabulucu, çözülmesinde güçlük çıkan ve gündeminde ön sıralarda yer alan bir alt sorunu daha arka sıraya alabilmeli, bu şekilde görüşmelerin düğümlenmesinin önüne geçecek esnekliği göstermelidir. Aynı zamanda arabulucu, bu anlamda yaratıcı olabilmelidir. Zira iletişim sürecinin yönetimi arabulucudadır ve çözüme giden yol esnekliği gerektirmektedir. Arabuluculuk iletişim sürecinin yöneticisi olan arabulucu, sürecin olumlu şekilde ilerleyebilmesi için tarafları makul ve esnek olmaya teşvik edebilir.

  1. Kolay Anlaşılır Olmak

Arabulucu, süreci yürütürken tarafların kolayca anlayacağı açıklıkta kendisini ifade etmeli; tarafların her birinin kendisini anladığından emin olmalıdır. Aksi hâlde, sürecin ilerlemesinde güçlükler çıkacak; taraflar yorulacak veya sıkılacaktır.

Bu durum, tarafların kendini güvende hissetmelerine engel oluşturduğundan uyuşmazlık yaşanan konularda kendilerini açmakta zorlanacaklardır. Anlama ve odaklanma konusunda yaşanan güçlükler tarafların dinleme becerilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Sürecin tüm tarafları açısından birbirlerini doğru anladıklarına ilişkin en etkili yöntem olarak soru ve özetleme dikkat çekmektedir. Anlaşma, tarafların kendi aralarında ve taraflarla arabulucu arasında ortak anlam üretilmesine bağlı olarak gerçekleşmektedir. Anlam, mesajın çıktığı yerde değil, mesajın ulaştığı yerde oluşmaktadır. Davranışların altında yatan nedenler fark edilirse, birey kendini ve diğerlerini anlayabilir; bakış açısını değiştirebilir, sorunlarına gerçekçi çözümler üretebilir, kendini ve diğerlerini etkili bir biçimde yönetebilir. Davranış mekanizmalarını anlamaktan uzak öneriler, davranışı yönlendiremez.

  1. Süreci Yönetme Becerisine Sahip Olmak

Arabuluculuk görüşmelerinin temel ilkelerden biri, arabulucunun bu süreci doğru bir şekilde yönetebilmesidir. Arabulucunun süreci iyi ve doğru bir şekilde yönetebilmesi, öncelikle kendisini bireysel olarak iyi tanıması, arabuluculuk süreci ve oturumları başlamadan önce iyi bir hazırlık yapması ile başlar. Daha çok uygulama yapıldıkça deneyim kazanılır ve süreci yönetmekte daha başarılı olunur. Bu bakış açısı, öncelikle arabulucunun görüşmelerin her aşamasında tarafları aktif bir biçimde dinlemesi ile de yakından ilgilidir. Kişilerarası ilişkilerin gündelik pratikleri, iletişim süreçlerinde çoğunlukla konuşmanın tercih edildiğini, tarafların dinlemeye çok fazla eğilimi olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, aktif dinleme yapmak, süreci doğru yönetmenin ilk adımıdır. Sürecin diğer en önemli adımı da etkin soru sorma teknikleri ile devam etmektir. Arabulucu, inisiyatif alarak soru sorma yöntemiyle süreci yönlendirmelidir. Bu, hem sürecin ilerlemesi hem tarafların makul ve esnek olması hem de sürece katılmalarının teşvik edilmesi açısından önemlidir.

  1. Bir Anlaşmazlığın Dinamiklerini ve Karmaşıklığını Hızlı Bir Şekilde Anlama Becerisine Sahip Olmak

Arabulucu, uyuşmazlık konusunu ve onun altında yatan çatışma sebeplerini kısa sürede anlayabilecek ve bunlara doğru müdahale edebilecek bilgi, anlayış ve tecrübeye sahip olmalıdır. Arabulucu, çözüm sürecinde danışman veya bilirkişi gibi bir role sahip değildir; bilgi ve tecrübesine dayanarak bir karar vermeyecektir. Bununla beraber, uyuşmazlık konusunun çözümünde etkin bir şekilde yardımcı olabilmesi için sürece ilişkin her zaman önceden hazırlık yapmalı, arabuluculuk konusunda bilgi edinmelidir. Arabulucu, deneyim kazandıkça ne kadar karmaşık olursa olsun uyuşmazlığın dinamiklerini kavrayarak somut olayın gerekliliklerine uygun hızlı adımlar atabilir. Deneyim, zamanla ve pek çok uygulama yaparak kazanılan bir özelliktir. Bu nedenle sabırlı olunmalı, çalışılmalı ve gerektiğinde deneyimli bir arabulucu ile eş arabuluculuk yapılması düşünülmelidir.

  1. Empatik Anlayışa Sahip Olmak

Arabulucu, her bir tarafa empati göstermeli; yani tarafın deneyimi, davranışları ve duygularını, önyargılı olmadan, değerlendirmeden veya bunlara itiraz etmeden, anladığını ortaya koymalıdır. Dolayısıyla, taraflara anlayışla yaklaşılmalıdır. Sürecin ve bir anlaşmaya ulaşılırsa sonucun, tarafların ihtiyaç ve çıkarlarını göz ardı etmeyeceği konusunda onlara güven verilmelidir. Anlayış, tarafların düşünce ve korku gibi her türlü duygusunu kapsayıcı olmalıdır.

Dolayısıyla empatik anlayış, arabulucunun görüşme sırasında tarafların içinde bulunduğu duyguları doğru olarak anlayabilmesi ve paylaşabilmesidir. Empatik anlayışa sahip olabilmek, görüşme süresince arabulucunun kendisini tarafların yerine koyarak ve onların içerisinde bulunduğu toplumsal koşulları değerlendirerek ne gibi duygular içinde olduğunu hissetmeyi / anlamayı gerektirir. Anlamı keşfetmek, her zaman zordur. Doyumsuz, mutsuz, narsist ve önyargılı kişilerin etkin ve yararlı empati yapmaları güçtür. O nedenle arabulucunun kişileri etkileyen cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı yapıları dikkate alması gerekir. Empatik anlayış gelişiminin üç temel aşaması: 1) Başkasının ayakkabısını giymeyi (köprü kurmak) 2) Eşitsizlikleri ve farklılıkları dikkate alarak kişinin dünyasını, kavramlarını anlamayı ve 3) Kişinin anlam dünyasını keşfederek dışarıdan bir bakışla karşılık vermeyi içerir. Bu çerçevede verilecek empatik tepki düzeyinde, genellemelerden kaçınılmalıdır (Örneğin; arabulucu, kendisine anlatılan konuyla ilgili olarak başkalarının ne düşüneceği, hissedeceği ya da ne tepki vereceğine değil, kişinin kendi değerlendirmelerini ortaya çıkarmaya odaklanmalıdır). Arabulucu, kendi sorunlarıyla bağlantı kurarak konuyu ele almamalı, sorununu ileten kişinin rolüne girerek, olaylara o kişinin bakış açısıyla bakabilmelidir.

Arabulucunun yanında, tarafların birbirlerini anlamaları da önemlidir. Bu anlayışın sağlanması ve dolayısıyla fikirlerin değişmesi için arabulucunun kullanabileceği en önemli yöntemlerden biri, tarafı diğer tarafın açısından düşünme ve değerlendirmeye yönlendirmektir. Bu şekilde, her bir taraf diğer tarafın pozisyonunu, teklifini ve durumunu daha iyi değerlendirebilecek; taraflar arasında empati ve sıcaklık oluşturulabilecektir. Bu sonucu elde etmek için kullanılabilecek tekniklerden birisi rol değişimidir. Rol değişiminde, taraflardan birisi uyuşmazlık hakkında bilgi verdikten sonra diğer taraftan bu bilginin özetlenmesi istenebilir. Böylece, karşılıklı anlayış artırılabileceği gibi yanlış anlama varsa da bunun düzeltilmesi sağlanmış olur.

  1. Dürüst ve Güvenilir Olmak

Arabulucu, tarafların kendisine ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculuk yöntemine güveni tesis etmelidir. Bu, sürecin başlangıcında ilk yapılması gereken hususlardan biridir. Bu sebeple arabulucu, sürecin başından sonuna kadar dürüst olmalı, tarafların güvenini zedeleyecek hareketlerden kaçınmalı ve geçerli bir mazereti olmadığı sürece verdiği sözleri mutlaka yerine getirmelidir. Hatta arabulucu, içerisinde yer aldığı toplumsal önyargılara ve eşitsizliklere karşı da dürüst olmalıdır. Arabuluculuk sürecine katılan tarafların genellikle birbirlerine güvenmedikleri düşünülecek olursa, arabulucuya da güvenilmeyen bir ortamda sonuç elde edilmesi güçtür.

  1. Eleştirilere Açık Olmak

Arabulucu, eleştirilere açık olmalı; kendisi ve yöntemle ilgili eleştirilere yapıcı yaklaşmalıdır. Taraflarca yapılan eleştirilerin her zaman yerinde olması gerekmez; ama bazen bu eleştiriler, arabulucunun bazı noktalarda kendisini geliştirmesine yardımcı da olabilir.

  1. Uygun (Ayrımcı olmayan) Bir Mizah Anlayışına Sahip Olmak

Arabuluculuk sürecine ciddiyet hâkimdir; ancak arabulucunun mizah anlayışına sahip olması ve özellikle görüşmelerin yapıldığı bağlama uygun mizahın kullanılması sürece olumlu katkılar sağlayabilir. Görüşmelerin içeriğine uygun bir mizah kullanımı gerilimi azaltmakla birlikte, iş birliğini teşvik edici bir özellik de taşımaktadır. Arabulucunun mizah konusunda dikkat etmesi gerekenler açısından öncelikli olan “yerindelik” ilkesidir. Uygun olmayan bir mizah kullanımı tarafları ortamdan ve konudan uzaklaştırabilir. Mizah kullanımında ayrımcı bir dil kullanımından özellikle kaçınmak gerekir.

  1. Sabırlı Olmak

Arabuluculuk zorlu bir süreçtir, zaten kolay olsa idi taraflar bir arabulucuya ihtiyaç duymazlardı. Bu nedenle, arabulucu süreci, büyük bir sabırla yürütmelidir. Hem birlikte hem de birebir görüşmelerde taraflara karşı sabırlı davranmak, onları acele ettirmemek gerekir. Taraflar dinlenilmek, anlaşılmak ve anlatmak isterler; bunların yapılması sabır ve zaman gerektirir. Sabır, arabulucuda bulunması zorunlu bir erdemdir.

 

 

 

Kaynak: Temel Arabuluculuk Eğitimi Katılımcı Kitabı –

Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi Projesi

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir